Haber Detayı
17 Nisan 2019 - Çarşamba 16:00
 
İpleri koparmanın hiç kimseye faydası yok
MAST Gemi Kiralama’nın ortakları Kaptan Onur Arabacıoğlu ve Berat Altın ile bir araya geldik. 2010 senesinden bu yana armatörle kiracı arasında adil bir noktada durmayı kendine düstur edinen Arabacıoğlu ile Altın, aynı doğrultuda ilerlemeyi hedefliyorlar. Sadece armatörün veya kiracının güvenini önemsemekle kalmıyor, meslektaşlarının güvenini de sektörde düzgün bir yer edinmek için olmazsa olmaz olarak görüyorlar.
Röportaj Haberi
İpleri koparmanın hiç kimseye faydası yok

Söyleşimize,  MAST Gemi Kiralama’nın ortaklarını tanıyarak başlayalım mı?

Onur Arabacıoğlu: Yüksek Denizcilik Okulu’ndan 2000 yılında mezun oldum. 2000-2008 arası gemilerde çalıştım. Sonrasında bir süre Kent Denizcilik’te ardından da Berat ile tanıştığım Marvel firmasında çalıştım. 2010’da Berat’la kendi firmamızı kurmaya karar verdik.

Berat Altın: Ailemin işi sebebiyle liseyi Yunanistan’da okudum. Babam Atina’da ateşeydi. Denizciliğin tam ortasındaydım. Bu durum beni etkilemiş olacak ki, Bilkent Üniversitesi işletme bölümünü bitirdikten sonra aklımda Atina’ya dönmek vardı. Akabinde Yunanistan’da denizcilik, gemi kiralama veişletmeciliği üzerine yüksek lisans eğitimi aldım. Bir yandan da Avramar Denizcilik’te çalıştım. Burada hem tecrübe edindim hem de okulumu okudum. İstanbul’a dönünce de broker olarak Marvel’de işe girdim. Burada çalışırken Onur’la tanıştım.

 

Şirketi kurarken neler hedefl emiştiniz.Nasıl süreçlerden geçtiniz?

O.A: İlk olarak etik değerlere dikkat etme hedefiyle yola çıktık. Verdiğimiz sözleri tutmalıyız diye düşündük. Hedefimiz en başından beri güvendiğimiz kiracılarla ve armatörlerle uzun vadeli çalışmaktı.

B.A: Şirketi kurduğumuz zaman insanların bize olan inancı ve desteği bizi çok mutlu etti. Bunun,  çalışırken insanlara verdiğiniz enerjiyle de ilgisi var. Biz her daim güven ortamı oluşturmaya çalıştık.

 

Portföyünüzden detaylıca bahsedebilir misiniz?

O.A: Genel olarak kiracılarımızın dökme ve torbalı kuru yük taşımalarını yapıyoruz. Bölge ve tonaj onların taleplerine ve sezona göre değişlik gösterse de ağırlıklı olarak Azak Denizi limanlarından çıkan hububat, demir çelik ve kömür işlerine odaklanmış bulunmaktayız. Bir diğer taraft an da yakın çalıştığımız armatörlerin gemilerini seferlik veya kontrat bazlı bağlıyoruz.

Azak Denizi’nde ticaretin seyri nasıl değişiyor?

O.A: Azak Denizi yaklaşık 600 geminin çalıştığı, diğer bölgelere kıyasla daha kapalı, niş diye tabir ettiğimiz bir piyasa. Buradan ağırlıklı olarak buğday, mısır ve hayvan yemi için kullanılan hububat yükleri çıkıyor. Tabi ki yine bu limanlardan yüklenen kömür ve hurdayı da göz ardı edemeyiz. Azak Denizi’nden 2014-15 sezonunda 10,5 milyon ton, 2015-16 sezonunda 12 milyon ton, 2016-17 sezonunda ise yaklaşık 12,5 milyon ton civarı hububat yükü Rusya tarafından ihraç edilmiş. Rusya’nın Karadeniz’den sattığı malların yaklaşık yüzde 30’u Azak Denizi’nden, yüzde 20’si nehrin içinden, kalan yüzde 50’si ise Rusya’nın deniz limanlarından çıkıyor. Haziran ayı civarı yeni hasat buğdayın limanlara gelmesiyle hareketlenmeye başlıyor. Aralık gibi havalar soğuyup buzlanmaya başlayınca durağanlaşıyor. Limanlara mal getirmek zorlaşıyor, tabii gemi göndermekte. Bir sefer normal şartlarda 10 gün sürüyorsa bu süre en iyi ihtimalle 15-16 güne çıkıyor. Hem taşıma hızı azalıyor, hem gelen yük azalıyor.

 

Bu piyasada nasıl bir yol izlediniz?

O.A: Proaktif bir şekilde piyasa dinamiklerine uyum sağlamaya çalışıyoruz. Örnek vermek gerekirse, Azak Denizi’nin ve nehirlerin hareketli olduğu sezonlarda oraya odaklanırken, sakin olduğu dönemlerde ise deniz piyasasına yöneldik.

 

B.A: Bulunduğumuz coğrafyadaki ticaret, ülkeler arası ilişkilerden çok etkilendiği için biz de bu gerçeğe göre alternatifler ürettik. Bu tavrımız ve benimsediğimiz değerler bizi bugünlere kadar taşıdı. Sektörün ağırlıklı kısmıyla iş yapabiliyor olmamızın, doğru ve dürüst tercihlerimiz neticesinde gerçekleşen bir imkan olduğunu düşünüyorum.

 

Bu sektörde güvenilir olmak çok önemli bir konu! Hele ki brokerlik mesleği söz konusu ise... Sizin duruşunuz nedir bu noktada?

O.A: - Siz bir armatörün gemisini broker vasıtasıyla bir kiracıyla bağlıyorsunuz. Kiracıyla brokerin bir bağı var. Benim o brokeri atlayıp direkt onun kiracısına gidiyor olmam etik açıdan yanlış olur. Çünkü böyle bir durumda ben bir daha o broker ile rahat çalışamam. Böylece insanların güvenlerini kaybetmiş oluruz. Bize sadece armatörümüz değil, piyasadaki herkes, diğer meslektaşlarımız da güvensin. Bizi bir risk olarak görmesinler. Ama biz de aynı şeyi onlardan bekleyelim. Bu şekilde, birbirimize zarar vermeden ne kadar çok iş yapabiliyorsak yapalım. Bu sektörde hafıza kuvvetli ve insanların kara kaplı defterleri var. Nitekim biz de hep bu bilinçte çalıştık ve geçtiğimiz 9 sene boyunca arkamızda sorunlu hiç bir bağlantı bırakmadık.

 

Çalıştığınız fi rmalarla ilişkileriniz ne boyutta?

B.A: Kendimizi çalıştığımız kiracıların ve armatörlerin home brokeri gibi görüyoruz. Onu da şöyle açıklayayım; Armatörlerin ve kiracıların ofi sinde çalışan home brokerler şirketlerinin anlaşmalarında kabul edip veya etmeyeceği maddeleri iyi bilirler ve bu bilgiyle gemi bağlarlar. Biz de kendimizi biraz böyle konumlandırıyoruz. Ortada ama hakkaniyetli, her iki tarafın da menfaatini koruyacak şekilde hareket ediyoruz. Bu sayede hizmet verdiğimiz firmalara hem vakit kazandırıyoruz hem de rahatlıkla bize güvenebiliyorlar. Biz bilmediğimiz, güvenmediğimiz bir müşteriyi armatöre götürmüyoruz. Çalıştığımız armatörlerde de bu durumun vermiş olduğu bir güven ve rahatlık oluyor. Hizmetimizin temelinde donanım, bilgi, tecrübe ve güven var. Ortağım kaptan, ben de 12 senedir bu işin içindeyim.

 

O.A: Armatöre “Bu kişilerle ilk defa çalışıyoruz” dediğimiz zaman armatör bize güvenip “Siz konuşun, araştırın. Siz ikna oluyorsanız bağlayalım aksi halde bağlamayalım” şeklinde bir yaklaşım sergiliyor. Bu güzel bir o kadar da ağır bir sorumluluk. Biz, bağlantı olursa para kazanacağız ama çalıştığımız kişiler amacımızın direkt olarak bu olmadığının farkındalar. Bu yüzden olsa gerek bir gemide sıkıntı olduğunu htiğimiz zaman yükleme-tahliye limanlarına dahi gittiğimiz de oldu.

Dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

B.A: Armatör ve kiracıya doğru bilgi vermeyi hedefliyoruz, eğer anlaşmayla ya da seferle alakalı bir risk görürsek baştan bunu iki tarafla da paylaşıyoruz. Kendi  inanmadığımız bir durum için başkalarını ikna etmeye çalışmıyoruz. Limanlarla ve operasyonla alakalı doğru bilgi almak adına, acentelerle kendimiz de görüşüyoruz. İşlerin yolunda gitmediği durumlar da olabiliyor. Ama önemli olan bunu kimseyi kırmadan, ortak bir şekilde halletmek. İpleri koparmanın hiç kimseye faydası yok.

 

Son zamanlarda brokerlik mesleği nasıl bir hal aldı?

B.A: Yeni ya da işi çok iyi bilmeyen firmalar, brokerliğe gerekli değeri vermiyor. Direkt kiracıya ya da armatöre ulaşıp, komisyon vermeyerek işlerini halletme bakış açısına sahipler. Ancak işlerin böyle yürümediği aşikar. Bunu tecrübe ederek anlıyorlar. Broker olası aksilik durumlarında kiracıyı, armatörü uyararak, bağlantı öncesi her iki tarafı da olası risk faktörleri ile ilgili bilgilendirir. Bağlantı sonrasında bir aksilik çıkarsa işler karışabiliyor, bu yüzden anlaşmayı doğru temellere oturtmak gerekli. Donanımlı broker işte burada devreye giriyor. Broker olarak sahip olunan donanımı göstermek ve fark yaratmak gerekiyor. Kiracı ile armatör arasındaki iletişime artı bir değer katmamız gerekiyor. Bu arada tabi internet ve e-mail ile yapılan yeni dolandırıcılık şekillerini de göz ardı etmemek lazım. Sıkıntı yaşamamak adına tanıdık ve güvenilir brokerler ile çalışmak artık çok daha önemli.

 

O.A: Bir fi rma düşünün buğday ithalatı yapıyor. Bir tarafın 1 milyon dolarlık malı, diğer tarafın da 1-1,5 milyon dolarlık gemisi işin içinde. Dolayısıyla büyük iki madde birbirine temas ederken arada yıkımlar da olabiliyor. Broker bunu yumuşatıyor. İnsanlara ikna kabiliyeti ile ne kadar haklı ya da haksız olduklarını anlatıyor.

 

2019’u nasıl bir yıl olarak tamamlamayı hedefliyorsunuz?

O.A: Biz öncelikle şu an çalıştığımız kişilerle çalışmaya devam etmek istiyoruz. Broker olarak bir kontratta aracılık ediyorsak o kontratın tekrar o sene de devam etmesini arzu ediyoruz. Şu ana kadar yaptığımız konuşmalarda her şey olumlu gidiyor. Bu sene broker sayımızı arttırmayı ve iş kapasitemizi genişletmeyi planlıyoruz. Ekip yatırımına yönelip, alt yapımızı güçlendireceğiz. Genişlettiğimiz ekibimizle birlikte handysize ve ustu tonajlarda daha aktif olmayı hedefl iyoruz. Şu ana kadar adım atmadığımız alan değil ancak hedef olarak biçmemiştik.

 

B.A: Garantici bir tarafımız var ama durağan da olmamak lazım. Değişimin iyi olacağını düşünüyoruz. “Şu ana kadar yaptıklarımız tamam, bunun üzerine bir şeyler inşa vakti geldi” diyoruz. Biz genelde güvene dayalı ilişkiler kurduğumuz için tanıdıklarla, doğru insanlarla çalışıp yavaş yavaş büyüme yolunu tercih ediyoruz. Şimdi bu doğrultuda halihazırda devam eden işleyişimizi ve baştan beri sergilediğimiz duruşumuzu da bozmadan bir adım daha atmanın zamanı geldi.

 

7DENİZ DERGİSİ ÖZEL RÖPORTAJ

Kaynak: (7DENİZ) - 7DENİZ Editör: Haber Merkezi
Etiketler: İpleri, koparmanın, hiç, kimseye, faydası, yok,
Yorumlar
Haber Yazılımı