Bürokrasinin “Haksız” uygulamaları mecliste gündem oldu




Haber
10 Eylül 2021 - Cuma 00:53
 
Bürokrasinin “Haksız” uygulamaları mecliste gündem oldu
İMEAK Deniz Ticaret Odası Eylül ayı meclis toplantısında gündeme gelen Kıyı Emniyeti ve Sahil Güvenlik hakkında meslek komite başkanları şikayetlerini ve sıkıntılarını dile getirdiler.
Sektörden Haberi
Bürokrasinin “Haksız” uygulamaları mecliste gündem oldu

Gemi Yakıt ve İkmal Tanker Taşımacılığı Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Bekiroğlu, “Benim konuşmam biraz bürokrasi üzerine olacak. Biz barççı olduğumuz için çok eziyetler çekiyoruz. Örneğin, bizim barçlarımız İzmit Körfez’de demir sahasına demirliyor. Gemici sandalını indiriyor. Sandal da sertifikalı, ihtiyaçlarını alıp geliyor. Sahil Güvenlik sandalı gördüğü anda cezayı basıyor.  Sahil Güvenlik sandala kurtarma botu diyerek ceza veriyor. Kurtarma botu ayrı bir şey sandal ayrı bir şey. Bu cezalar ufak değil. 2500-3000 TL. Biz bununla ne kadar uğraştıysak baş edemedik. Yağmur gibi ceza geliyor. Liman başkanlığından 13 No’lu komite başkanı Mustafa Muhtaroğlu’yla birlikte randevu almak istedik fakat bizim odamız yönetim kurulu kararıyla aldığımız müsaade Körfez şube başkanımız bize bire türlü randevu alamadı. 5-6 ay oldu bir türlü randevu alamadı. Bürokrasiye bakın. Meslek komiteleri başkanları olarak odanın tavsiyesiyle Körfez liman başkanından randevu alıp görüşemedik. Bu bürokrasi bizi ezmeye çalışıyor. Sahil Güvenlik de öyle. Sahil Güvenlik’in yazdığı her ceza limanın tercihidir. Yazık bu millete. Bu millet parayı kolay kazanamıyor. Maliyetler arttı. Milleti zorlamak için adeta ahtapot gibiler. FETÖ gitmedi, FETÖ yeni başladı. Bizden birisi gelsin dolaşsın baksın, hele hele şu sıra burunlarından kıl aldırmıyorlar. Başkanım biraz yardımcı olursanız seviniriz. Ben zaten artık onunla görüşmeye de gitmem. Mustafa Bey de oda başkanımız da randevu alamadı. Ama her gün cezalar geliyor. Ceza da sandalı indirdin diye değil kurtarma botunu indirdin diye kesiliyor. Bilmiyorum neden böyle oluyor. Artık bizi usandırdılar” dedi.

 

“Sörveyler yapacaksa klas kuruluşuna ne gerek var”

 

Bir de bizim 30 yaş üstü gemilerimiz klas kuruluşu nezaretinde kara muayenesi oluyor diyen Bekiroğlu, “Biz tabi ki klasın dediğini fazlasıyla yapıyoruz. Daha sonra liman sörveyleri geliyor biz bunu bir daha ölçeceğiz diyorlar. O zaman biz klas kuruluşlarına niye para veriyoruz, siz yapsaydınız. Biz kooperatif olarak bunu reddettiğimiz zaman kötü olduk. Buna da bir çare bulunması lazım. Bazı limanlar zaten azıttı. Gelsinler İstanbul limanından feyiz alsınlar. Allah razı olsun başkanından, sörveyinden, yönetiminden. Biz orada hiçbir zorluk yaşamadık. Diğer tarafta kapıdan içeri giremiyoruz. Biz de işvereniz. Bizi öyle bir ettiler ki gemileri ortaya çekip bırakıp gedesimiz var. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Başkan Tamer Kıran’a sesleniyorum, başkanım sizden yardım istiyoruz. Bu yeni yapılan barçların gümrük kanununun 176’ıncı maddesine göre bir defaya mahsus kontrolden geçirilecek. Kooperatifimizin bir üyesi petro kimya Zeytinburnu’na müracaat etmiş. Tam 1 aydır gidiyor ve daha sıra gelmedi.  Daha sonra Kocaeli’ne gittiler. Gümrüğe 10 bin TL yatırılacak. İTÜ hocasına 1000 dolar yatırılacak. Gemi mühendisine 1800 TL, acenteye 2000 TL, artık borucu vanacı da gelirse onlarınki de ayrı. Bu şekilde bile yaptıramıyoruz. Gemi 1 aydır bekliyor. Bu kadar bir saltanat, milletin üzerine çökme olmaz. Hükümeti yıkmak için herkes elinde geleni yapıyor” şeklinde konuştu.  

Kıyı Emniyeti’nden hiç memnun değiliz

 

Brokerlik Hizmetleri meslek Komitesi Başkanı Mehmet Alev Tunç, “Kuruluş amacı kıyı emniyeti ve burada iki faktör var; çevre kıyılar ve bunlarla ilgili gemiler. Fakat armatörlere çok yanlış ve acı umursamaz davranışları var. Bugüne kadar biz bunları idare ettik. Yapılan yanlışların çok üstünde durmadık. Bundan sonra yok. Herkes işini doğru düzgün yapacak. Buraya konmuş bir 4 mil kuralı var.  Hangi bilimsel temele dayanarak bunu koymuşlar bunu bilelim. 10 senedir söylüyorum 1 tane sensörü yok. Sen akıntıyı nereden biliyorsun? Geçen geminin verdiği sürat beyanından mı yoksa kafadan mı? Uluslararası bir yerdeyiz, doğru düzgün iki sensör koymuyorlar. Bunlar böyle ezbere yapılacak işler değil. Ben başıma gelen olayı anlatayım. Çanakkale’de boğaza girmişiz. Hızımız 3.9 mil.  Römorkör aldık. Gemi Nara Limanı’nı dönmüş, 6.5 knot’a çıkmış. Römorkör halatı bırakmış, ondan sonra bir fatura geldi. Hesaplıyorum adamın geri dönüş yerine 2 mille gitmesi lazım. Sonra itiraz ettik. İtirazımıza çok uzun zaman sonra cevap geldi. Çanakkale’den sonra Mehmetçik’e kadar gelmiş. Pire’ye kadar gelseydin. Gemi çıkmış, süratini almış. Geri dön, yok dönmemiş. Ona da itiraz ettik ama cevap alamadık. Gelmezse mahkemeye gideceğim. Bunu ben arkadaşlarla konuşmaya başladığımda bir baktım ki herkesin derdi var. 4-5 tanesi mahkemeye vermiş kazanmış. Mecburen biz de tabi hiç istememize rağmen mahkemelik olmak durumundayız. Bundan sonra derdi olan biri varsa gelsin saklamasın. Neticede bir kamu kuruluşudur. Gücü kuvveti vardır. Biz de başımıza geleceklere razı olacağız. Cevap da vermiyorlar, mantıklı bir açıklama da yok. Başında da sevdiğimiz arkadaşlarımız var ama onlar da ne hikmetse, kimsenin doğrunun yanında olma gibi bir durumu yok. Bu tür kamu kuruluşları muhatap olduğu vatandaşla bu duruma gelmemeli. Ne kimsede bir inisiyatif var ne de çıkış yolu. Bu böyle deyip geçiyorlar. Memur yazdıysa amir olarak orada işin ne? Sen oturacaksın bakacaksın. Bu iş doğrumu yanlış mı? Sen vatandaşla kamuyu niye karşı karşıya getiriyorsun. Adamın niye hakkını yiyorsun? Yanlış işler. Bu işe kafam çok bozuk. Gemiye geliyorlar, içerde bir sorun görüyor. Geç demirle diyor.  Senin gemide ne işin var? Senin işin gemiyi alıp götürmek. Bir hata buluyor, boğazın ortasına kadar gelmişsin geri döndürüyorsun. Biz pusulayla bu işleri yapıyorduk. Ayıp denen bir şey var. Bu mesleği bilmiyorsa arkadaşlar bunu yapmayacak. Yapanlar gelecek. Bugüne kadar gündeme getirmedik ama gerçekten bu sıkıntılar var. Ben her şeyi göze aldım. Bu işle uğraşacağım” dedi.

 

“Muafız ama zorluk yaşayan da biziz”

 

Denizaltı Hizmetleri ve İnşaatı Faaliyetleri Meslek Komitesi Üyesi Kamil Arif Ertik, “Biz 20 sene önce bir muafiyet aldık. Liman inşaat firmaları boğazdan çok geçiyor diye römorkör ve pilotajdan muaf olduk. Bize önce 75 metre sonra 90 metre yedekliye kadar bir muafiyet sağlamıştı müsteşarlık. Bundaki amaç da kontrolsüz, gece balıkçılarla vs. karşılaşılmasın, bunlar gündüze taşınsın ve boğazın emniyeti sağlansın diye verilmişti. Biz bu muafiyeti aldığımızda Ankara Kıyı Emniyeti’ne danışıyor. ‘Biz böyle bir muafiyet veriyoruz buna eklemek istediğin bir şey var mı?’ diye soruyor. Kıyı emniyetinin eklediği bir madde var orada. Onu görünce biz de şaşırdık. Düzgün suda 7 knot sürat yapman lazım. Herhangi bir römorkör arkasında yük varken 7 knot sürat yapamaz. Dedik ki bunu niye eklediniz buraya? Bu böyle olursa biz bu muafiyeti kullanamayız. Dediler boğazda zaman zaman ters akıntı 3 mile kadar çıkar, uluslararası kurallara göre 4 knot’ın altına düşerseniz römorkör almak zorunda kalırsınız, bu da çok maliyetli olur, siz sakin denizde akıntıya karşı 7 mil sürat yapın ki boğazda 4 knot’ın altına düşmeyin. Düşmediğiniz takdirde sorun olmaz. Biz bu muafiyeti 18 sene boyunca kullandık. Hızır Reis Deniz göreve geldiği zaman dediler ki burada 7 knot yapman lazım. ‘Çık arkandaki yükle 7 knot yap seni öyle boğaza sokayım.’ Biz itiraz ettik burası öyle değil dedik 7 knot boğazdaki 3 knot akıntıya karşı yapılmış bir düzenlemedir. Akıntıyı yenmek için bu şekilde bir kural var. Zaten 4 knot’ın altına düşmem. Hızır Reis Deniz Bey’e durumu anlattık. Hızır Bey dedi ‘tamam daha önce nasıl uygulanıyorsa öyle yapın.’ Son 6 aydır bu sorun tekrar gündeme geldi. Bütün gemiler şu anda Boğaz’da 4 knot süratle seyrediyor ama biz bu kuraldan dolayı 7 knot sürat yapmamız lazım. Böyle mantıksız bir şey olmaz. Bununla ilgili defalarca konuştuk. Meslek komitesi kararı aldık. Deniz Ticaret Odası sağ olsun kıyı emniyetine bunu bildirdi. Bizzat ben gittim kıyı emniyeti yetkilileriyle konuştum. Üzerinden iki aydan fazla zaman geçti. Hala uygulama böyle devam ediyor. Kıyı emniyeti genel Müdürlüğü’nün bu konuyu düşünmesi lazım. Reddetmediler de cevap da vermediler. İki aydan fazladır bir başvuru var ve cevap yok. Bunun bize verdiği kargaşayı anlatamam size. Trabzon’dan bir yük getirdim. 7 knot yapamadığım için ve hafta sonu ve 30 Ağustos olduğu için Polonezköy’e girmek zorunda kaldım. Bu tür kurumlar Türkiye’nin ekonomisine zarar veriyor. Bu uygulamalar böyle olduğu için römorkör dışı birtakım yükler boğazlarda çekilmektedir. Bu durumdan dolayı kıyı emniyeti genel müdürlüğü tehlikeye kendisi yol açıyor” şeklinde konuştu.

Konuları sadece kendi açımızdan değerlendirmeyelim

 

İMEAK Deniz Ticaret Odası Başkanı Tamer Kıran meslek komite başkanlarının dile getirdikleri sorunlardan sonra söz alarak bir açıklamada bulundu. Kıran, “Bunların çözümü böyle akşamdan sabaha pek de bürokratların elinde olan çözümler değil. Mehmet Bey’in sorununda 618 Sayılı Limanlar Kanunu var. 2012 yılında çıkarılmış limanlar yönetmeliği var. 49-22 Denizde Can Ve Mal Emniyeti Kanunu var. Bütün bunlara baktığımızda bürokratlar bunlara uyarak işlem yapmak zorunda. Bunun haricinde çıkıp inisiyatif alması tamamen onun sorumluluğunda olan bir şey. Kıyı Emniyeti de böyle sıkıntılı bir durumla karşı karşıya. Yapmış olduğu bir uygulama neticesinde Sayıştay tarafından tenkit edildi ve bunun sıkıntılarını yaşıyor. Bürokrasiden, bürokrattan kanunlara uymayan şeyi istemek doğru değil. Yapmamız gereken o kanun kural ve kaidenin değişimi yönünde çalışmak. Hedef bu olmalı, aksi takdirde haksızlık etmiş oluruz” ifadelerini kullandı.

İzmit’teki olayda dağınık bir yapı var diyen Kıran, “Kontrolsüz bir şekilde gemilerin giriş çıkışları var. Gemide adam bırakmadan tüm personelin karaya çıkması var. Birçok sebepten dolayı liman başkanının böyle bir katı tutumu var. Bizim burada yapmamız gereken zaten bu konuyu çalışıyorduk ama çok ilerleme kaydedemediğimiz bir husus oldu. Bu menfi neticeler doğurmayacağına ikna ederek çözebiliriz. Bir de can filikası var. Katiyetle bırakamazsın. Bir de servis motoru var. Servis motoruyla çıkabilirsin ama can filikasını indirip gidemezsin. Buna dikkat emesi lazım. Bir temas noktası olması lazım. İlk fırsatta gideceğim o bölgeye. Çok farklı yerlerden giriş çıkış yapılıyor. Herkesin kendine en uygun yerden giriş çıkış yaptığı, bunun da bir sorun yarattığı söyleniyor. Dolayısıyla bu sorunlar silsilesi sonrasında başkanın aldığı bir karar var. Değiştirtmek için uğraşıyoruz” dedi.

 

Kıyı Emniyeti’yle ilgili bugün çok sorun gündeme getirildi diyen Kıran, “Kıyı Emniyetin’de de kurallar var. Neticede onların tabi olduğu boğazlardaki deniz trafik yönetmeliği var. Uygulama talimatı var. Bunların hepsine göre ilgili bürokratları işlem yapıyorlar. Bazı sıkıntıları var, doğru. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün daha az gelir odaklı, daha çok çevre can mal emniyeti odaklı bir kurum olmasını talep edebiliriz. Bu yapılabilir. Zaten yaptığımız da bu aslında. Yaptığı hizmetleri de gördünüz. Son dönemlerde yangında, Suriye kaynaklı deniz petrol kirliliğinde İskenderun bölgemizde, Mersin kıyılarında botlarla yaptığı görev fevkalade önemli bir hizmet yapıyorlar. Bunlar da bila bedel yapılır. Devlet adına, senin benim adıma gidiyorlar o işleri yapıyorlar. Bizim böyle bir tarzımız var. Bunu da sürdürmeye kararlıyız. Biz kavga etmeden ikna yoluyla sorunları çözmeye çalışıyoruz. Kendi hatamız varsa ona da bakıyoruz. Biz de sektörüz, bizim dediğimiz olsun, her dediğimizi de yapalım. Böyle bir dünya yok. Neyi nasıl yaparız, nerede aksaklık var onu düşünmeliyiz. İki tarafı da düşünerek hareket etmeliyiz. Burada çok eleştirilen Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü kurumuna bir teşekkür göndermek istiyorum. Genel müdürümüz son derece diyaloğa açık her istediğimizde görüştüğümüz, konuştuğumuz, derdimizi aktardığımız bir anlayışta çalışıyor. Tabi ki yapabildikleri var, yapamadıkları var. Arif Bey’in şikayet ettiği konu yapamadıklarından bir tanesi. Çünkü böyle bir yönergenin böyle bir uygulaması var. Bu yorumdan dolayı sıkıntılı bir durum söz konusu ama kendisinin de desteğiyle Ankara’da çalışmamız sürüyor. Biz de sektör olarak haklı olduğumuzu düşünüyoruz, uğraşıyoruz. Olaylara bu iki açıdan bakmamız lazım.  Yani bir şey istiyoruz, talep ediyoruz. İstediğimiz şey ne kadar doğru? Sadece kendi canımız yanınca olmaz. O zaman doğru bir tavır göstermiş olmayız. Yapmamız gereken iki taraftan bakıp sorunu nasıl çözeriz ona bakıyoruz” ifadesinde bulundu.

7DENİZ

Kaynak: (7DENİZ) - 7DENİZ Editör: Cengiz Tepebaş
Etiketler: Bürokrasinin, “Haksız”, uygulamaları, mecliste, gündem, oldu,
Yorumlar
Haber Yazılımı