logo

LPD – Havuzlu Çıkarma Gemisi


Atilla Özdöl
ozdol@altay.com.tr

atilla_ozdolSAVUNMA PENCERESİNDEN

Havuzlu Çıkarma Gemisi, İngilizcesi: Landing Platform Dock (LPD), diğer bir deyişle Doklu Çıkarma Gemisi.  Bu tip gemiler bir görev kuvvetini savaş araçları ile birlikte hedef bölgeye intikal ettirir, içindeki havuzda konuşlanmış hızlı deniz araçları ile de bu kuvvetin süratle kıyıya çıkmasını sağlar. Tank da dahil olmak üzere kara araçlarını ve başka çıkrama araçlarını taşır. Bir yandan da üzerinde helikopterler, insansız hava araçları ve hatta dikey iniş-kalkışlı uçakları barındırabilir.  Böylece sahile çıkardığı kuvvetin belirli bir oranda hava desteğini sağlar, ilerideki kritik noktalara havadan birlik indirebilir.  Bu nedenle bu tip gemilere bazen LHD, Landing Helicopter Dock da denir.

Bu gemilerin en önemli görevi “Power Projection” yani güç naklidir.  Bu tip gemiler belirli bir gücün deniz aşırı bir noktaya taşınmasını, dünya üzerindeki herhangi bir noktada gücünüz sıfır iken bir anda büyük bir güce ulaşmanızı sağlar. Bu nedenle bu gemilere “Amphibious Assault Ship” Amfibi Hücum Gemisi de denir. Yüksek savaş yetenekleri ile donatılmış bu gemiler çok az sayıda ülkede bulunmaktadır. Eğer bir ülkenin deniz aşırı menfaatleri var ise bu tür gemilere sahip olmak gerekiyor.

“Geleceği planlamalıyız”

Türkiye’nin menfaatlerini savunacağı okyanus ötesi kara paçaları yok, ancak deniz aşırı menfaatleri her zaman olacaktır.  Yarın Ege, Akdeniz veya Karadeniz havzasındaki herhangi bir kara parçasında bir Türk varlığına ihtiyaç duymayacağımızı kim garantileyebilir.  Libya ve Somali örneklerini unutmayalım. Uluslararası stratejik kararlarda etki gücüne sahip olmak istiyorsak “Power Projection”  kabiliyeti önemli bir araçtır.

Yuzhao sınıfı LPD

Geçen on yıllık süre içinde global veya bölgesel olarak yaşanan olaylar, Türk Deniz Kuvvetlerinin değişkenlik gösteren olaylar karşısında ani reaksiyon gösterebilen, kriz bölgelerinde harekat icra edebilen bir yapıda kuvvete ihtiyacı olduğunu göstermiştir. Deniz Kuvvetlerimizin “Milli güce dayalı etkin bir deniz gücüne sahip olmak, bu kuvveti dünya denizlerinde Türkiye’nin alaka ve menfaatlerini elde edecek şekilde kullanmak” vizyonuna uygun olarak son senelerde hız verdiği gemi inşa projelerine Havuzlu Çıkarma Gemisi – LPD inşaatını da katmıştır. Bu kapsamda Savunma Sanayii Müşteşarlığı – SSM nezdinde yürütülen LPD Projesi; 1 adet Havuzlu Çıkarma Gemisi ile 4 adet Çıkarma Aracı (LCM), 27 adet Amfibi Hücum Aracı (Amphibious Assault Vehicle – AAV), 2 adet Personel Çıkarma Aracı (LCVP), 1 adet rehberleme maksatlı komutan vasıtası ve 2 adet RHIB’in tedarikini kapsamaktadır. LPD toplam 8 adet helikopter ile 94 adet muhtelif amfibi araç ve Amfibi Deniz Piyade Tabur Görev Kuvveti’ni (Tabur + Tank Bölüğü) taşıma kabiliyetine sahip olacaktır. Türk Deniz Kuvvetlerinin ayrıca, amfibi harekatta ani reaksiyon göstermek maksadıyla 2 adedi LPD’de konuşlanmak üzere 4 adet Hava Yastıklı Çıkarma Aracı (LCAC) projesi bulunmaktadır.

RMK Marine'in dizayn ettiği LPD

GEMİNİN GÖREVLERİ

Resmi olarak Levend Sınıfı LPD olarak adlandırılan geminin görevleri; kuvvet aktarım imkan ve yeteneğinin geliştirilmesi, amfibi harekatlarda sürat ve esneklik kazanılması, barışı destekleme, doğal afet yardım, bölgesel güvenlik ve işbirliği faaliyetlerinde etkinlik kazandıracak bir tabur büyüklüğündeki bir birliği ve harekat karargahını intikal ettirmek ana üs desteği gerektirmeksizin bu kuvvete lojistik destek sağlamak olarak tanımlanmaktadır.

Azaltılmış Radar Kesit Alanı (RKA) özelliğine sahip olan bu gemi; sahip olduğu modern komuta kontrol alt yapısı ile en karmaşık harekat tipi olan Amfibi Harekatın tüm veçhelerini yönetebilecek imkan kabiliyette yüzer bir savaş karargâhıdır. Toplam ağırlığının tam yükle 28.000 ton ve boyunun 220 metre olması beklenen Levend Sınıfı LPD, Amfibi Görev Kuvveti Harekat Merkezi ve Çıkarma Kuvveti Harekat Merkezi’nden oluşacak bir Müşterek Harekat Deniz Görev Kuvveti Karargahı (MHDGG) ile NATO tarafından tevdi edilecek görevlere istinaden kullanılacak Yüksek Hazırlık Seviyeli Deniz Birliği (HRF) Karargahı’nı da bünyesinde barındıracaktır.

Bir LHD'nin kesit görünüşü

Projenin esas amacı güç aktarımı kabiliyeti olmasına rağmen, afet bölgelerine insanı yardım yapabilecek şekilde barınma ve hastane imkanları ile donatılmıştır. Ülkemizin bir deprem bölgesi olduğu düşünülürse, bir deprem anında bölgeye süratle hareket edebilen, depremzedelere gereken her türlü acil yardımı derhal sağlayabilecek böyle bir geminin ne derece önemli olduğu ortaya çıkar.

Üzerindeki araçlar ile birlikte 3 milyar dolar değerindeki bu proje; muhtemelen Temmuz 2013 ayı içinde toplanacak olan önümüzdeki Savunma Sanayi İcra Komitesi (SSİK) toplantısında karara bağlanacaktır. Başlangıçta “Havuzlu Çıkarma Gemisi” olarak düşünülen projenin kapsamı genişletilerek dikey iniş-kalkış yapabilen Vertical takeoff and landing (VTOL) savaş uçaklarına uygun hale getirildi. Gemi bu hali ile uçak gemisi değil ise de “Helikopter Gemisi – LHD” haline geldi. Dikine iniş kalkış yapan uçakların ve helikopterlerin iniş yapabileceği, içindeki havuzda küçük gemiler, tank dahil zırhlı araçlar bulunduran geminin bir nevi yüzen deniz harekat üssü gibi çalışması öngörülüyor.

Juan Carlos Sınıfı LPD

ÜÇ TERSANE YARIŞIYOR

Projede üç gemi teklifi yarışmaktadır; RMK Marine Tersanesi tarafından verilen özgün tasarıma sahip gemi,  Desan Tersanesi tarafından verilen Çin Yuzhoa sınıfı ve Sedef Tersanesi tarafından verilen İspanyol Juan Carlos sınıfı. Ancak yabancı gemilerin birebir aynısı bizim isterlerimize uymamaktadır, bu gemiler örnek gemi (Parent Ship) olarak ele alınmış ve dizaynları özgün hale getirilmiştir. Bu gemilerden Juan Carlos (L61) 2005 yılında İstanbul’u ziyaret etmiştir. Juan Carlos (Avustralya versiyonu Canberra Sınıfı) bizim LPD projesine çok benzemektedir.

Aşağıdaki tabloda bu gemilerin bir karşılaştırması görülmektedir. 

cikarma-tablo

Atilla ÖZDÖL

Deniz Sistemleri Proje Yöneticisi

Share
#

SENDE YORUM YAZ

*


İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 2016’dan ne bekliyoruz?

    29 Haziran 2016 MANŞET, ÜST MANŞET, YAZARLAR

    Ülkemizdeki limanlardan 2015 yılında elleçlenen yük hareketleri ve 2016 yılı beklentileri Ticaretin küreselleşmesiyle deniz ticaretinin önemi artmış denizcilik sektörünü en stratejik sektör konumuna getirmiştir. Günümüzde ticaretin %80’i güvenli ve düşük maliyetli olduğu için deniz yoluyla gerçekleşmektedir. Ülkemizde dışa dönük ekonomik politikalar sebebiyle denizcilik sektörünün önemi artmış ve sektör hızlı bir gelişim sürecine girmiştir. Denizcilik sektörünün en önemli altyapısını kıyı tesisleri oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkem...
  • “Bu türkü diyor ki, Korkumuz yok!” N.H

    29 Haziran 2016 MANŞET, ÜST MANŞET, YAZARLAR

    Denizcilik camiasının kuşkusuz hemfikir olduğu nokta; Türkiye’nin bugüne değin yüzünü denize hiç bu kadar çevirmemiş olduğudur. Umutlu sektörümüz, geleceğin sadece denizcilik için değil Türkiye için daha iyi olacağına inancı tam. Bunun böyle olmasında elbette 65. Hükümetin açıkladığı programın içerisinde denizciliğe verilen önem en etkili faktör. Hep görmek istenilen, sektör tarafından hiç bıkıp usanmadan dile getirilen hedefler artık hükümet programında! Peki, yakın gelecekte konuşacağımız Türk denizciliğimiz nasıl olacak? Bölgeler ve iller...
  • Terkedilen  gemiler  ve  liman  idaresinin  hakları

    27 Haziran 2016 MANŞET, ÜST MANŞET, YAZARLAR

    Kendi  kaderlerine  terkedilen  gemiler, Türkiye  limanlarından  veya  dünyanın  çeşitli  yerlerinden  alınan  haberlerde , rastlanılan  bir  hadise  olmaya  devam  ediyor. Bazen  yüklü  olarak  bazen  üzerinde  yük  olmadan  bir  süre  bir kısım  personelin  gemi içinde   bulunmaya gayret  ettiği  ve  bu  atıl  bekleme  durumu  uzadıkça  ve  zaman  geçtikçe  çok az sayıda  personelin  gemide  kaldığı  ve  hatta  geminin  tümüyle   limanda  terk edildiği  durumlar  vardır Bu  vahim duruma  sebebiyet  veren  maddi  vakıalar  ve  hukuki  netic...
  • “Yola hazır gemi” yeni kanunda haczedilmezlik kuralı var mıdır?

    24 Haziran 2016 MANŞET, ÜST MANŞET, YAZARLAR

    Eski Ticaret Kanunumuzda var olan ve eski Alman kanunundan alınan ve esasen Anglo Amerikan hukuk sistemlerinde bulunmayan ve 1952 tarihli Uluslararası Konvansiyonda açıkça kaldırılmış bu prensip, Yola HAZIR GEMİNİN/İcraen haczedilemeyeceği ihtiyati haciz veya cebrî-i icra yolu ile satışının yapılamayacağı (bir kısım istisnai haller hariç) hüküm altına alınmıştı. Bu istisnadan faydalanmak için, Geminin yola hazır halinin tespiti ve ayrıca esaslı unsurlar, belgeler aranıyordu ve uygulaması zor bir kuraldı. Yeni Ticaret Kanunumuzda, bu hükmün k...