izmir escort izmir escort bursa escort izmir escort bayanlar antalya escort izmir escort

izmir escort bursa escort kızlar bursa escort bayan denizli escort gaziantep escort istanbul escort istanbul escort bayan

Advert
Advert

porno porno porno

"Diyoruz ki biz ödeyelim ama kazancımızla orantılı ödeyelim"

“Hayata yönelik major kararlarımın hiçbirini duygularımla vermedim. Ve bu yüzden başarılı olduğuma inanıyorum” diyor Ataköy Marina ve Yat İşletmeleri A.Ş Genel Müdürü Süheyl Demirtaş...

 Editör
Advert

“Hayata yönelik major kararlarımın hiçbirini duygularımla vermedim. Ve bu yüzden başarılı olduğuma inanıyorum” diyor Ataköy Marina ve Yat İşletmeleri A.Ş Genel Müdürü Süheyl Demirtaş. Kendisi 2016’dan bu yana başarılarını denizciliğin farklı bir ayağında, marinacılık tarafında sürdürüyor. Ancak marinanın başına geldiği günden bu güne altını çizerek dillendirdiği bir konu var ki o da ‘İrtifak hakkı ve kullanma izni sözleşmeleriyle kiralanan kara ve deniz alanlarına çok ciddi paraların ödenmesi’… Kıyas noktasında Avrupa’ya baktığımızda tablo çok farklı. Çünkü devletler genelde denizciliği, özelde marinaları destekliyor, teşvik ediyor. Demirtaş, bu noktada ülkemizde de kiralama sistemi değişikliği konusunda devlet desteğinin ve farklı bir düzenlemenin şart olduğunu vurguluyor ve “Diyoruz ki biz ödeyelim ama kazanıyorsak kazancımızla orantılı ödeyelim. Ama kazanmıyorsak da sabit her sene artan bir fiyat olmamalı bu. Marinalar için kesinlikle ciroları nispetinde belirlenecek bir oranda kira ödenmesine yönelik düzenleme yapılmalı” diyor.

Öncelikle yat limanının başına gelmenizle beraber neler değişti sizden öğrenelim?

Ataköy Marina ve Yat İşletmeleri A.Ş.’nin 2016 itibariyle genel müdürlüğü görevini yürütmekteyim. Marinanın başına gelmemin hemen akabinde Mega Yat Limanı’nda boat show yaptık. Ayrıca burada önemli bir yatırım projesi söz konusu. Mega Yat Limanı inşasıyla birlikte projenin ilk adımı tamamlandı. Bu 63 milyon dolarlık bir yatırımdır. Biz bu projeyle şu anda Türkiye’nin ilk ve tek mega yat limanına sahibiz.  Mega yatlar 30 metre ve üzerindeki boydaki teknelerdir. Şu anda bu teknelerin 211’ini aynı anda konuk edebilecek tek yapı bizimkisi. Ülkemizin diğer seçkin marinaları mega yatları ağırlayabiliyor ancak çok kısıtlı sayıda. Mega Yat Limanımızla böyle bir imkana kavuştuk. İki marinamızda tekne boylarına göre değişmekle birlikte totalde 1000’in üzerinde kapasitemiz mevcut.

“Buraya denizaltı dahil herşeyle ulaşılır”

Ataköy Marina Türkiye’nin ilk marinalarından ve İstanbul’un da ilk marinasıdır. Ayrıca Türkiye’nin 5 altın çıpalı ilk marinasıdır. Ciddi bir müşteri portföyümüz var. İkinci, üçüncü jenerasyonunu konuk ettiğimiz çok eski misafirlerimiz de mevcut. Öte yandan marinamız çok önemli bir lokasyon avantajına sahip. Hep söylerim ‘Buraya denizaltı dahil herşeyle ulaşılır’. Ulaşım yollarının kesiştiği bir yerde yer alıyor marinamız.

Mega yatla birlikte hedef pazarınız değişti mi?

Mega yatla birlikte farklı bir pazarlama ve odaklanma politikası geliştirmemiz gerekiyordu. Çünkü mega yat pazarında dünyada oturmuş bir müşteri potansiyeli var. Marinamız da hep yüzde 80’ler ve üzerinde dolu olmuştur. Mega yat tarafımızla markete, arz talep dengesine etki edecek bir potansiyel sunduğumuza inanıyoruz. Öte yandan mega yat dünyada kısıtlı bir pazar. Yani bahsettiğimiz rakam 7 veya 8 bin civarı bir teknedir. Ancak bizim mega yat konusunda odaklandığımız iki ana hedef pazarımız var; Rusya ve Arap yarımadası. Bu iki market hem lokasyon olarak bize yakınlar hem de kültürel olarak. Ayrıca bu iki ana market, günümüz turizmine baktığımızda en önemli iki turist kaynağımızı oluşturuyor ve ciddi de bir mega yat filosuna sahipler. Pazarladığımız materyal de çok değerli. İstanbul gibi tarihi bir mirasın üzerindeyiz. Hem İstanbul’un hem marinamızın cazibesini kullanarak hem de kışlayacakları şekilde bir paket sunarak pazarlama faaliyetlerimizi yürütüyoruz.

“Fuar firmaları bu işi çözemezlerse hem market hem de sektör kaybetmeye başlar”

Mega Yat Limanı’nın 2016 mayıs’ında fuarla birlikte açılışını yaptınız. Buradan yola çıkarak fuarların size katkısından bahsedelim mi?

Yatçılık, fuarcılık ve marinacılık her zaman iç içedir. Ve boat show’lar dünyada çok ilgi çeken faaliyetlerdir. İnsanlar fuarlarda tekne satın almasa dahi gelip görmek ve o deneyimi yaşamak istiyorlar.  Bu da önemli. Biz de burada restoranlarımızla, otelimizle, alışveriş merkezimizle bir kompleksiz. Ciddi yansımaları oluyor elbette.  Öte yandan rekabet kaliteyi arttırır. Ve ben rekabete inanan bir insanım. Ancak rekabet mantık sınırları içinde olursa ve sonuçtaki performansa pozitif katkıda bulunursa güzeldir. Benim anlamlandıramadığım ülkemizde boat show’lar çok yakın hatta aynı tarihlerde yapılıyor. Üstelik dünyanın en önemli boat show’larıyla da yakın tarihlerde…  Fuar firmalarının bu işi çözmesi gerekiyor. Çünkü market belli ve kısıtlı. Türkiye’de toplasanız 15’i geçmeyecek sayıda tekne distribütörü var. Biz marina olarak yerimizi tahsis ediyoruz bu fuarlara. O yüzden fuarların tatlı bir rekabetle sürmesi, teknelerin de kaliteli bir performansla sergilenmesi bizi mutlu eder. Yok eğer firmalar bu işi çözemezlerse hem market hem de sektör kaybetmeye başlar.

“Marina kirası için çok ciddi paralar ödüyoruz”

Yıllık ve kısa süreli bağlamalarda nasıl bir avantaj sunuyorsunuz misafirlerinize?

Biz her zaman bir takım kampanyalarla çıkıyoruz konuklarımızın karşısına. Şu anda 12 aylık bağlama ücretine 6 ay bonus veriyoruz. Ancak ben bu noktada başka bir konuya değinmek istiyorum. Gelişmiş ülke devletleri denizi ve denizciliği geliştirme, denizle insanın kavuşmasını özendirmek için teşvik edici politikalar üretiyor.  Fakat bizde maalesef ki teşvik politikalarını bir kenara bırakalım marinalarımız için irtifak hakkı kullanma izni sözleşmeleriyle kiraladığımız kara ve deniz alanına çok ciddi paralar ödüyoruz. Tabi ki bu durum da tekne bağlama ücretlerine yansıyor.  Bu konuyla ilgili detaylı bir araştırma yaptık. Aynı boyutta ve aynı zaman diliminde bir tekne için Avrupa’daki seçkin marinalardan da fiyatlar istedik. Aradaki fark çok açık. Ve Avrupa’daki bu marinaların kira ücretleri bizimkinin çok çok altında. Çünkü ülkelerinde devlet neredeyse onlara bedavaya yer tahsis ediyor. Biz de diyoruz ki biz ödeyelim ama kazanıyorsak kazancımızla orantılı ödeyelim. Ama kazanmıyorsak da sabit her sene artan bir fiyat olmamalı bu. Çünkü marinacılığın da dahil olduğu turizm sektörü gerek dünyada ve gerekse ülkemizde yaşanan gelişmelere karşı son derece hassas. Marinalar için kesinlikle ciroları nispetinde belirlenecek bir oranda kira ödenmesine yönelik düzenleme yapılması,  ülkenin denizciliğinin gelişmesi açısından önemli bir gereklilik olduğunu değerlendirmekteyim. Marinaya gelen bir misafir kompleksin çoğu hizmetinden faydalanıyor. Bu da ülkemiz için ciddi bir gelir kaynağıdır. Dolayısıyla bu konuda devletimizin desteğine ihtiyacımız var.

Peki bu teşvik talebinizle ilgili herhangi bir girişimde bulundunuz mu?

Yakın zamanda bununla ilgili adımlar atılacak. Biz konunun üzerinde ciddiyetle duruyoruz. Başta İcra Kurulu Başkanımız Sayın Gökhan Kıran olmak üzere... Bunu gündemimizde tutacağız ve müracaatlarımızı yapacağız.  Bir de teknelerin çok pahalı olduğu inancı var. Mesela derler ya en iyi tekne arkadaşın teknesidir diye. Bugün yollarımızda bir veya birden fazla tekne değerinde arabalar dolaşıyor ancak en iyi araba arkadaşın arabasıdır diyeni duymadım ben. Ama denizci bir ülke miyiz? Tartışılır. Denizle olan ilişkimiz açısından arzu edilen bir noktada olmadığımızı düşünüyorum. Şimdi bizim İstanbul’umuz dünya incisi bir şehir. 7 tarafı denizle çevrili. Fakat bu 7 tarafı deniz olan şehirde bile deniz ulaşımını ne kadar kullanıyoruz! 

“Dünyada ticaret hacmi artıyorsa bu önce denizciliğe yansır”

Güzelim İstanbul’umuzun 7 tarafı denizle çevrili ancak öte yandan Türkiye’de özellikle de Karadeniz’de denizle iç içe yaşayan şehirler ve o şehrin insanlarını da unutmamak lazım.

Kesinlikle, denizciliğin önde gelen ailelerinin neredeyse hepsi Karadenizli, çoğunluğu Rizeli bir kısmı Trabzonlu, Kastamonulu... Zaten Karadeniz’de özellikle Rize’de karada bir şey yapmaya coğrafya elvermiyor. Tabi bu zorluk onları denize itmiş ama onlar da denizin hakkını vermiş. Denizde onların hakkını vermiş.  O yüzden hep derim “deniz uzatılan eli hiçbir zaman geri çevirmez” diye. Deniz çok nimetlidir çok verimlidir. Kaynağı sonsuz. Bir de dünyada taşımacılığın yüzde 95’i deniz yoluyla yapılır.  Yani dünyada ticaret hacmi artıyorsa bu önce denizciliğe yansır. Denizcilik uluslararası bir sektördür. Kuralları uluslararası. Dünyada kabul görmüş normlara uymak ve uygulamak zorundasınız. Bu çok büyük bir avantaj. Yani dünyaya entegredir denizcilik sektörü. Başka türlü olması düşünülemez. O yüzden denizcilerin çok farklı bir bakış açıları vardır.

Mega Yat Limanı’nı açmanızla dünya mega yat pazarı pastasından pay almaya da bir adım attınız. Ve Türkiye’de mega yat tarafınızla bir ilke imza attığınız için de önemli bir misyona sahipsiniz. Peki global mega yat pazarı ne durumda?

Şimdi dünyada bakıldığında yatçılık bölgeleri Akdeniz ve Karayipler odaklı gelişim göstermiş. Bu iki bölgede yoğunlaşıyor. Bağlama yeri sayılarına baktığımızda ise dünyada 3 milyon civarında bir bağlama yeri var. Bunun 1 milyon 800’ü Kuzey Amerika’da, 600 bini Akdeniz’de, 300 bini Atlantik ve Kuzey Denizi’nde, 200 bini Uzakdoğu ve Avustralya’da… Yani Akdeniz çok önemli bir çanak. Neredeyse dünyada 4 tekneden birinin bağlandığı yer. O yüzden bizim mega yat limanımız bu yatırım ve lokasyonuyla Akdeniz’de önemli bir oyuncu olma yolunda. Ancak bağlama yeri ve marina konusunda ilk grup ülkeler var. Aslında bunlar premier group olarak geçiyor. Bunlar Fransa, İtalya ve İspanya. Listede Fransa bir numarada. Kıyı uzunluğu 4 bin 668 km. Bizimki 8 bin 333. Yani Türkiye kıyı uzunluğunda Fransa’nın neredeyse iki katı. Fransa’da 370 marina var bizde 75 marina var. Fransa’nın bağlama kapasitesi 180 bin bizim 18 bin 400. Yani kıyı uzunluğumuz iki katı ama bağlama kapasitemiz 10 da 1’i, marina sayımız 5’te 1’i. Aradaki uçurum inanılmaz.  Bizim adımıza üzücü bir durum bu. Nüfusla orantılı olarak kişi başına düşen tekne sayılarına bakarsak daha dramatik bir tablo çıkıyor ortaya. Bunlar uluslararası bir araştırmanın raporlarıdır. Türkiye’de 2 bin kişiye bir tekne düşüyor. Bu konuda lider ülkelerse Norveç, Finlandiya, İsveç ve Danimarka. Norveç’te 6 buçuk kişiye, Finlandiya’da 7 kişiye, İsveç’te 8 kişiye bir tekne düşüyor. Hadi bunlar Vikingler. Hiç denize kıyısı olmayan Avusturya ve İsviçre’de bile bizden fazla bu oran. Denize sahile olmayan İsviçre’de 73 kişiye, Avusturya’da 293 kişiye bir tekne düşüyor. Neredeyse bizim on katımız. Ki bizim ülkemizin iklim şartları balıkçılığa daha elverişli çünkü İskandinavya’da bu işi çok daha sert bir iklimde yapıyorlar.

Mega yat kısmına dönersek bu farklı bir dünya. 30 metrenin üstündeki süper yatlara mega yat, 90 metre üstüne de giga yat tera yat deniyor.  Ama 30 üstü hepsi mega yat tanımına giriyor. Şu anda dünyanın en büyük mega yatı Suudi Arabistan kraliyet ailesine ait olan Azzam yatıdır. İnşası Almanya’da yapıldı. Bu yatın bir günlük bağlaması 8 metrelik bir yatın yıllık bağlamasına eşit. Azzam’ın yıllık bağlaması ise 30 tane 12 metrelik yatın bağlamasına denk geliyor. Zaten Bodrum’da büyük yatların akaryakıt aldıklarını duyuyoruz, milyonlarla ifade ediliyor. Bir de bu mega yatın charter pazarı var. Yani mega yata sahip olmak yerine kiralayanlar da var. Burada dünyadaki 5.8 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Haftalık kiralamaları da 500 bin ila 1 milyon 300 bin dolar arasında değişiyor. Artı yüzde 20-30 oranındaki masraf, konaklama giriş çıkış vs. ücretleri de kiralama bedeline dahil değil. Bizim üzerine eğildiğimiz bir konu da bu charter pazarıdır. Özellikle Monako çanağında bu şekilde hizmet sunan yat management şirketleri var. Onlarla birebir irtibattayız. Dünyada mega yat artan bir trendde devam ediyor. Ama kısıtlı bir market. Tekne boyutları büyüyor ki bu sadece mega yatta değil.

“Benim için hayat matematiktir

Öncesinde GİSBİR ’de Genel Sekreterlik ve GİSAŞ’ta Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptınız şu anda ise Ataköy Marina’nın başındasınız. Son olarak yöneticilik felsefenizi öğrenmek isteriz. Sizce iyi bir yönetici nasıl olmalıdır?

Kendi hayat felsefemden yola çıkarak bu soruya yanıt vermek isterim. Bir kere şirketlerin başarısının iyi yatırım, iyi yönetim ve iyi bir iş geliştirme çerçevesinde var olduğuna inanıyorum. Benim içinse hayat matematiktir. Elbette insanız duygularımız var ancak hayata yönelik major kararlarımın hiçbirini duygularımla vermedim. Ve bu yüzden başarılı olduğuma inanıyorum. Hayatta major kararlarını duygularıyla verenlerin de sonunun büyük bir oranla hüsranla sonuçlandığını gördüm. 10 yıla yakın bir süredir özel sektör hayatım var. Bu sektöre Kıran ailesiyle adım attım. Özel sektör hayatıma başta Sayın Murat Kıran ve sonrasında da Sayın Gökhan Kıran ile birlikte devam ediyorum. Kurumsallık, şeffaflık, profesyonellik anlamında kendilerinden çok şey öğrendim bu yüzden şükran borçluyum, bu kazanımlarımın iş hayatımda çok önemli katkısı olduğuna inanıyorum.

 

Röportaj: Çilem Kocamış

Kaynak: 7Deniz Dergisi (Ocak-Şubat 2018)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
atasehir escort
istanbul trabzon evden eve nakliyat