Sektörümüz dev projelerle anılıyor izmir escort izmir escort bodrum escort bayan bursa escort izmir escort bayanlar istanbul escort escort izmir

izmir escort izmir escort bayanlar bursa escort kızlar bursa escort bayan istanbul escort

Advert
Advert

Sektörümüz dev projelerle anılıyor

GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran’a Türk gemi inşanın bugünü dedik, “Artık sektörümüz, dev projelerle,...

Sektörümüz dev projelerle anılıyor
Sektörümüz dev projelerle anılıyor Cengiz Tepebaş
Advert

GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran’a Türk gemi inşanın bugünü dedik, “Artık sektörümüz, dev projelerle, savunma sanayine yaptığı katkılarla ve sağladığı istihdamla gündemdeki haklı yerini alıyor. Bunlar bizlere ancak gurur verir” cevabını aldık. Tersane sözleşmelerinin 49 yıllığına uzatılması sektöre nasıl yansıyacak sorusunu sorduk, “Şimdi irtifak hakkı sürelerinin uzatılmasıyla sektöre yaklaşık 2 milyar dolarlık bir kredi girişi daha sağlanmış oldu. Bunu iyi değerlendirebilirsek sektörün önüne koyduğu büyük ihracat hedeflerine ulaşması mümkün olabilir” cevabıyla karşılaştık. Peki, ya 2017 öngörünüz dediğimizde ise “2017 yılında denizcilik sektöründe yukarı hareket için buralardaki gelişmelerin istikrarlı bir yapıya dönüşmesinin beklentisi içinde olacağız. Umuyoruz ve diliyoruz ki 2017 ilk yarısı için olmasa bile 2. yarısından itibaren denizcilik sektörünün dünya ve Türkiye ölçeğinde yukarı harekete başladığı bir döneme gireriz” ifadeleriyle buluştuk…

GİSBİR’e değinmeden önce Türk gemi inşa sanayinin genel bir değerlendirmesi ile başlayabilir miyiz?

600 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan Türk gemi inşa sanayi, uzun yıllardan beri kazanılmış gemi inşa tecrübesi, küçük tonajlı gemilerde dünyaca tanınmışlık ve marka algısı (küçük kimyasal tankerler, römorkörler, mega yatlar), askeri gemi inşa kabiliyeti, detay dizayn aşamasında mesleki yeterlilik, gemi inşa endüstrisini destekleyen armatörlerin mevcudiyeti, malzeme kalitesi, gemi bakım-onarım konusunda Avrupa kıtasına yakınlık ve tanınmışlık, alt işveren uzmanlığı sisteminin gelişmişliği, geçmiş yıllar tecrübesi göz önüne alındığında ciddi miktarda istihdam yaratabilme kabiliyeti gibi yönleriyle dünyada tanınan ve başarılı faaliyetlerine devam eden, stratejik öneme sahip bir sanayidir.

Türkiye’nin en eski sivil toplum örgütlerinden biri olarak, Türk gemi inşa sanayini ilgilendiren alanlarda benimsediğimiz, tespitlerimizde ve taleplerimizde gerçekçilik felsefesi anlayışı altında 2016 yılını da yoğun bir şekilde geçirdik. Yaptığımız çalışmalar neticesinde sektörün gerçeklerini, hem devlet kademesinde, hem de kamuoyuna anlatarak, gemi inşa sanayinin ülke ekonomisi ve savunması için ve hatta uluslararası arenada sahip olduğu bu bayrağı yarıştırması için önemini, gerek rakamlarla, gerek ürettiğimiz tamamen yerli ve milli projelerle gösterdik. Artık sektörümüz dev projelerle, savunma sanayine yaptığı katkılarla ve sağladığı istihdamla gündemdeki haklı yerini alıyor. Bunlar bizlere ancak gurur verir.

Türk gemi inşa sanayinin temel sorunlarını belirleyerek ve eylem planı hazırlayarak, uzun yıllardan beri süre gelen ve sorun teşkil eden noktaları süreç içerisinde tek tek ele alarak, toplantılar düzenleyerek, şehir içi, şehir dışı ve yurt dışı seyahatler gerçekleştirerek ve ciddi mesai harcayarak çözüme ulaştırdığımızı ifade etmekten mutluluk duyuyorum. Sorunların çözülmesinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ve kendisi de gemi inşa mühendisi olan Başbakanımız Binali Yıldırım’ın ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın katkıları bizler için oldukça önemliydi. Özel bir ihtisas alanı olan sektörümüzün sorunları ve çözüm önerilerimize ilişkin Başbakanımızın ve Bakanımızın sektörü her yönüyle biliyor olması, sorunlarımızı anlatırken terminolojiye bağlı konuşabilmek bizi kesintisiz olarak hedeflerimize ulaştırdı.

Türk gemi inşa sanayi arz, talep ve kapasite açısından nasıl bir portre çiziyor?

2008 yılında başlayan global krizden dolayı Türk gemi inşa sanayinde tüm dünyada olduğu gibi arz fazlası bulunmaktadır. Bu arz fazlası ve talep eksikliği karşılığında birçok tersanemiz bakım onarım faaliyetlerine ağırlık vererek kurulu işgücünü muhafaza etmek maksadıyla mevcudiyetini korumaya çalışmaktadır. Bu bağlamda devletimizin özel sektöre tevdi ettiği savunma sanayi projeleri de sektörümüze önemli bir can suyu olmaktadır.

Ardından Hükümetin denizcilik sektörünün gelişimi için atmış olduğu adımların sektöre yansımasını değerlendirip, özellikle tersane sözleşmelerinin 49 yıllığına uzatılmasının gemi inşa sanayinin kredi saygınlığına katkısı konusundaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Sektörün 2008 yılından bu yana yaşadığı sıkıntıların çözülebilmesi için ortalama 18 yıl kalan irtifak hakkı sürelerinin tekrar uzatılmasının getireceği faydaları idaremize anlattık. Yapılacak yatırımların geri dönebilmesi için daha uzun sürelere ihtiyaç duyulmaktaydı. Ayrıca sektöre yabancı sermaye girişinin önünün açılabilmesi için irtifak hakkı sürelerinin 49 yıla çıkarılması önem arz etmekteydi. Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi avantajlarını göz önünde bulundurarak ülkemizde ortaklık kurup, yatırım yapmak isteyen birçok Uzak Doğulu tersane sahibi ile irtifak hakkı süresinin kısalığından dolayı sıkıntı yaşıyorduk. Gerçekleştirilen yeni düzenlemeyle yabancı yatırımcının ülkemize gelerek Türk gemi inşa sektörüne bilgi ve tecrübesini aktarma fırsatı da doğmuş oldu. Bu düzenleme ile yabancı yatırımcıların ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda tersaneler arasında birleşmeler söz konusu olabilir.

Ayrıca tersanelerimiz yeni gemi inşa finansmanında teminat problemleri yaşıyordu. Çünkü ipotek edebildiğimiz irtifak hakkımız kalan irtifak hakkı süresi kadar yapılabiliyordu. Kalan sürenin azlığı yeni inşa konuşulduğunda verebileceğimiz teminatı büyük ölçüde düşürüyordu. Şimdi irtifak hakkı sürelerinin tekrar 49 yıla çıkaran düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle,  teminat miktarımız neredeyse üç katına çıktı. Tuzla için bir örnekleme yaparsak; 1,5 milyon metre kare olan Tuzla Tersaneler Bölgesi’nin değeri; dönümü 2 bin dolardan 3 milyar dolar civarındaydı ancak bu 49 yıl için geçerliydi. Biz kalan sürelerden dolayı bunun sadece 500 milyon dolar kadarını kullanabiliyorduk. Şimdi irtifak hakkı sürelerinin uzatılmasıyla sektöre yaklaşık 2 milyar dolarlık bir kredi girişi daha sağlanmış oldu. Bunu iyi değerlendirebilirsek sektörün önüne koyduğu büyük ihracat hedeflerine ulaşması mümkün olabilir.

Yeni yasa kapsamında; Milli Emlak Müdürlüklerine verilecek 4706 sayılı yasadan yararlanma isteği dilekçesiyle, irtifak hakkı sureleri 49 yıla çıkarılıyor ve yıllık irtifak hakkı bedeli de hasılatın binde 1’i miktarında oluyor. Tersaneler devlete açtıkları davaları geri çektiği takdirde sözleşmesini uzatabiliyor. Bu gemi inşa sektörü için oldukça önemli bir kazanım. Emeği geçenlere tekrar teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu yasayla tüm tersanelerin irtifak hakkı sözleşmeleri bazı konularda tek tip haline gelecek ve böylelikle geçmişten gelen farklı sözleşmeler de ortadan kalkmış olacaktır. Eskiden yapılan sözleşmelerde bulunan bazı maddelerden dolayı bankalar ipotek vermiyordu, işte bu da yeni yasayla aşıldı.

Peşi sıra özellikle gemi inşa sanayi alanında hükümetin yürürlüğe koyduğu takdirde sektöre pozitif yansıyacağı uygulamalar neler?

Gemi inşa sanayindeki sorun sadece Türkiye'nin değil dünyanın yaşamakta olduğu krizden kaynaklanmaktadır. Devletimiz bugüne kadar verebileceği her türlü desteği vermiştir ve vermektedir. Sorunun çözümü dünya ölçeğindeki gemi inşaya talebin artmasıyla olacağı değerlendirmekteyiz. Devletlerin rekabet üstünlüğü yaratmak amacıyla müdahalelerde bulunduğu gemi inşa sanayinde, Türkiye’nin de benzer araçlarla haksız rekabet yaratmayacak şekilde diğer bir ifadeyle eşit koşulları sağlayarak sektöre destek olması gerekmektedir. Daha güçlü bir yapıya sahip olarak, Avrupalı armatörleri ve yabancı yatırımcıları ülkemize çekmek, hem teknolojik, hem sermaye altyapımızı güçlendirmek, Avrupa ve dünyada vazgeçilmez olmak, rekabet gücümüzü artırmak gibi hedeflerimize ulaşabileceğimizi değerlendirmekteyiz.

Bu konuda GİSBİR olarak gerçekleştirdiğimiz projelerden biri, Piri Reis Üniversitesi’ne hazırlattığımız ve devlet kurum ve kuruluşlarının yanı sıra bankalar ve ilgili denizcilik sektörü paydaşlarına gönderimi sağlanmış Türk Gemi İnşa Sanayinin Rekabet Gücünün Artırılması raporu olmuştur.

Tamir, bakım ve onarım konusunda Türkiye’nin mevcut durumunu değerlendirir misiniz? Bu alanda nasıl bir seyir izliyoruz?

Türk gemi inşa sanayi, önceden bahsi geçen güçlü yanlarının yanı sıra, dünyanın önde gelen ve halka açık birçok armatörlük şirketiyle imzalamış oldukları filo anlaşmaları (fleet agreement) sayesinde tamir-bakım konusunda başarılı projeler yürütmektedir. Bahsi geçen filo anlaşmalarının imzalanabilmesi için, İngiltere merkezli The Oil Companies International Marine Forum (OCIMF) Birliği tarafından da belirlenen ve sadece teknik konularda değil, iş sağlığı ve güvenliği, finans ve idari konulardaki şartları da kapsayan denetimlerin başarıyla tamamlanmış olması gereklidir. Bu denetimler dünyada kabul görmüş normlar çerçevesinde gerçekleştirilmekte ve tersanelerimiz bu denetlemeler sonrasında onaylı firma (approved vendor) listesine girebilmektedir.

Altyapı ve teknoloji, tersane sayıları, teslim süresi ve kalite yönünden üretim kapasitesi, esnek işgücü, müşteri isteklerine karşı esnekliğimiz ve aynı ayna yeni inşa ve bakım onarım yapan tersanelerimizin varlığı, ürün yelpazesinde çeşitlilik, 52 ülkeye 3 saatlik uçuş mesafesi ile uygun coğrafi konumumuz, klas kuruluşları, ekipman üreticileri, yüzer havuz sayımız, gemi inşa sanayi alanında bölgenin güçlü ülkesi olma, demir çelik endüstrisinin desteği, gemi geri dönüşüm sanayinin mevcudiyeti, üniversiteler ve eğitim kurumları ile tecrübe, sayı ve yeterlikte insan kaynağı, Türk gemi inşa sanayini tamir bakım sektöründe öne çıkaran avantajlar arasında yer almaktadır.

Diğer taraftan hükümet desteğini alan ve bu konuda hükümet politikalarına giren savunma sanayii alanında çok hızlı ilerleyen bir Türkiye var karşımızda. Bu konudaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Ağır sanayinin temel yatırım enstrümanlarından biri olan gemi inşa sanayi, ileri teknolojilerin uygulandığı savunma sanayi ile yakın ve kaçınılmaz ilişkisi nedeniyle aynı zamanda stratejik bir sanayidir. Benim için ‘Denizlere hâkim olan cihana hâkim olur’ sözünün anlamı ve değeri çok büyüktür. Dünyadaki gelişmiş ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda deniz kuvvetlerinin çok ileri düzeyde olduğu görülüyor. Bugün Türkiye olarak geldiğimiz noktada, MİLGEM projesinin Türk gemi inşa sanayi tarafından Türk deniz kuvvetlerine kazandırılması birçok önyargıyı yıktı. Artık Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın peş peşe askeri gemi ihalelerine çıktığını görüyoruz, çünkü bu konuda Türk tersaneleri önemli bir imkân ve kabiliyete ulaştı. Şu an yüzde 60-65 oranındaki yerli katkı oranı, gönül ister ki yüzde 100’e ulaşsın, bu gemilerin içindeki tüm donanımlar ve sanayi ürünleri Türkiye’de üretilsin. Yan sanayi anlamında da önemli gelişmeler olduğunu görmek bizi daha da umutlandırıyor.

Gelelim GİSBİR’e. GİSBİR’in 2016 gündeminde genel olarak neler yer alıyordu ve nasıl bir programlamayla yılı geride bıraktı?

Gemi inşa sanayinin uzun süredir önünde bulunan Revizyon İmar Planı ve irtifak hakkı süreleri gibi yapısal engellerin aşılmasıyla, sektörümüz geleceğe daha güvenli bakmaya başladı. 2008 yılından sonra sektörümüz, yeni pazarlar arayarak kimsenin aklında olmayan projelerin Türk tersanelerinde inşa edilmesini, üretilmesini sağladı. Gelecekte de yeni pazarlar bularak güçleneceğimize inanıyorum. Devletimizin yeni projelerin finansmanı konusunda sağladığı ve sağlayabileceği kolaylıkların yanı sıra yeni inşaya olan talebin canlanması durumunda 2017 yılının ikinci yarısından itibaren tersanelerimizin yeni inşa talebi alabileceği ümidini taşımaktayız.

An itibarıyla 2017 için geçerli olan yol haritanız nedir öğrenebilir miyiz?

Bilindiği üzere dünya ölçeğinde yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle gemi inşa sektörü olarak bakım-onarım ve savunma sanayi gemi inşasına ağırlık vermiş durumdayız. Devletimizce 2016 yılında açılan ve 2017 yılında açılacak yeni savunma sanayi projeleri gemi inşa sanayi için bir can simidi olmaktadır. 2017 yılı için öngörümüz; denizcilik sektörünün dünya ölçeğinde krizden çıkmasına bağlı olmakla birlikte, 2008’de başlayan ve bir hayli uzun süren olumsuz sürecin sonlarına geldiğimizi değerlendirmekteyiz. Ancak daha önce de söylediğimiz gibi denizcilik alanında olumlu bir sürecin başlaması, bölgemizde yaşanacak olan istikrarla doğrudan ilişkilidir. Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkas bölgelerinin ortasında yer alan ve deniz yolları açısından önemli geçiş noktasında bulunan ülkemizin çevresinde yaşanan olumsuz ekonomik ve politik gelişmeler, doğal ve direkt olarak ülkemizi etkilemektedir. 2017 yılında denizcilik sektöründe yukarı hareket için buralardaki gelişmelerin istikrarlı bir yapıya dönüşmesinin beklentisi içinde olacağız. Umuyoruz ve diliyoruz ki 2017 ilk yarısı için olmasa bile 2. yarısından itibaren denizcilik sektörünün dünya ve Türkiye ölçeğinde yukarı harekete başladığı bir döneme gireriz.

İbrahim Kocamış - 7DENİZ

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500

rokettube hd porno

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
7Deniz Dergisi Eylül-Ekim Sayısı Çıktı!
7Deniz Dergisi Eylül-Ekim Sayısı Çıktı!
Ürkmez: “Tersanelerimiz Dünyayla Yarışır Durumda”
Ürkmez: “Tersanelerimiz Dünyayla Yarışır Durumda”
istanbul escort